top of page
logo.png

Bir Kötü Olarak Yaşamak

  • Yazarın fotoğrafı: Batuhan Bölüm
    Batuhan Bölüm
  • 29 Ağu
  • 5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 gün önce

Kötülük o kadar erken bir yaşta edinilir ki doğuştan gelebileceğine dair kimi önermeleri peşinde sürükler. Pek karmaşık olmayan hipotez kurma, çürütme ve düşünme süreçlerinin sonunda varabileceğimiz bir nokta olan kötülük kavramının temeli, kurduğumuz bu düzlemde  kültüre ve beraberindeki ahlaki sistemlere dayanmaktadır. Organizma için bahsedilebilecek kötülüğün, haz ve hazsızlıktan ileri gelmesi muhtemel olmakla birlikte ne zaman ki işler, çeşitli ve kümülatif bir haz ve hazsızlık yığını ortaya koyuluyor o zaman karışmaya başlıyor. Yani kabaca iyilik ya da kötülük kavramı; benimsemek isteyebileceğimiz basite indirgemeci bir bilimsel metodla, hazsızlık kavramının karmaşık iletişimi ve çatışmaları ile ortaya çıkıyor diyebiliriz. Ancak basitliğinden ileri gelen büyüsü, savımızla ilgili olmayan noktalara çekilmesi için kullanılabilir. Varsın kullanılsın, nitekim masada bir silah varsa patlayacaktır. Heyhat!


Varan-Kötülük için hepsi


Yüksek Tavanlı Salonlarda, Kayıp Yarınlara

 

İyi bir Ruh hali içinde bulunmamak  başınıza “kötü” bir şeyler gelmediyse hoş karşılanmaz. Neticede toplu yaşamanın altın kuralı sizden olanın da iyilik içinde bulunması ve sizi “kötü” yapmamasıdır. Bazen sormak gerekir ki sizin ondan olduğunuzu koşulsuz kabul etmiş biri için kötülüğünüz, sizden ileri gelip onu kötüleştirdiği için mi yoksa katıksız sizinle ilgili olup sizi kötüleştirip onu bundan ileri gelen bir kötülük hali yönünde etkilediği için midir? Fark edebileceğiniz üzere sizin kötülüğünüz dahi sizinle ilgili değildir. Bunun iyi ya da kötü iletişim mottolarından herhangi biriyle bir ilgisi yoktur, bu doğrudan bu işin doğasında bulunan ve siz dışında birini önemseyebilmenin en temelinde yer alan itkidir.


Tekrar ve Tekrar Yolda olmak Üzerine


Yolda olmak kavramsal açıdan kendine dair pek çok şey ifade eden bir tabirdir elbette. Ve yine elbetteki değişmeyen her şey değişimin kendisidir -falan filan. "Ölmek" değişir mi mesela-fiil olanından bahsetmiyorum? Ya da birini öldürmek… Kimi zaman işlenebilecek en büyük

günahken kimi zaman da onur şeref ya da gurur gibi bir kavramla özdeşleştirilebilir ancak değişen şey kültür ve/veya durumlara dair insani bir pazarlık mıdır, yoksa kavramlar arasında geçen iflah olmaz bir haklı çıkma çabası mıdır? Yani zaten orada öylece duran iki şey arasındaki bağlamın gözler önüne serilmesi gerçekten değişim midir? İnsan evrimi dolaysı ile en büyük kazanımı gibi gördüğü zekasını ya da ona lütfedildiğini düşündüğü şeyi öyle üst bir noktaya koymuştur ki bir yerlerde öylece duran şeyleri sırf o yeni gördü diye değiştiğini veya kendini değiştirdiğini söyleyip bunu her şeye mal etme hakkını kendinde bulmuştur. 

Aslına bakarsanız yolda olmak hayattan hiçbir şey anlamamaktır. Neyi yaparsanız yapın birileri çıkıp o öyle olmaz deyip yola dair her şeyi değiştirmeye kalkacaktır. Ayrıca yolda olmak harekete devam edebilme güdüsünde olmak gibi bir zorunluluğu beraberinde getirdiği için gözünüz hiçbir şeyi görmez. Uzakdoğu felsefesi diyor ki "Kaşıktaki suyu da dökmeyeceksin yürümeyi de bırakmayacaksın." , aabbie hayatın özü bu yhaa. 

Evet. Öyledir. 


Yolun Başında Kötü İnsan


Kötü insana tahammül etmek zordur.


Bir Terasta Şehre ve İnsanlığa Dair


Dünyanın kötülüğü ve yaşanılabilirliği konusunda uzun tartışmalara girebilecek olmamız bir yana, yine de ve her türlü yaşayacak bir alan yaratıp devam ediyoruz. Bazen biraz çaba sarf ediyoruz bazen de parasını veriyoruz. Tüm bu tabloya uzaktan baktığımızda kötü ya da kimilerince aşağılık bir noktada dursak da varlığı konusunda herhangi bir şüphemiz bulunmuyor. Velhasılkelam ne olursa olsun -kötü de olsak- yaşamaya devam ediyoruz ve ediyoruz.


Kulaklarımda Bir Uğultu


Kötü insanlar diğerlerini ötekileştirir ya da kalıplara indirger. Misal şu marka ayakkabı giyen insanlar, şu yerden yemek yiyenler, pespaye görünenler veyahut iyi insan ya da kötü insan. Bu gibi davranışlar kötülerin hamurundandır. Pek değişmez, yoruma açık değildir.


Rüzgarlı Bir Tepede


Kötü insanların fikirlerine önem verilmez. Önem verilmemelidir. Onlar yalnızca sizi mutsuz edecek ya da size zarar verecek fikirlere sahiptir. Pek çoğu fikirlerine dair eyleme geçmez bu kötü fikirleri dışında iyi olabilecek fikirleri için de eyleme geçmeyerek sizin potansiyel bir iyiliği elde etmenize engel olarak  da zarar verirler. Bu konu bağlamından söylenebilecek yegane şey, kötü insanlar kötüdür.


Geride Bırakılan


Bir varlığa herhangi bir şekildeki bir davranış suç teşkil edip etmediği konusunda muhakeme edilebilir. Fiziksel temas ve benzeri yaralayıcı, rencide edici bir takım davranışları kabaca da suç teşkil edenleri bir kenara bırakırsak geride kalan kötü diyebileceğimiz davranışları kime meşru bir şekilde yöneltebilirsiniz? 


Geçkin Ruhlar


Kötü insanın hayatı algılayış ve yaşayış biçimi sıradan ve bilimum zevklerden yoksundur. Hayat olanca "güzelliği” ile akıp giderken onlar kendi küçük süs havuzlarında gemi yüzdürmekle meşguldürler. Kötü bir insanın büyük hayalleri ve yaşam amacı kuvvetle muhtemel yoktur, olsa bile demode ve içi geçmiştir. Misal siz dünyayı gezmekten bahsederken veyahut güncel olan hayaller neler ise onlarla meşgulken kötü insan mutlu olmaktan, iyi bir hayata sahip olmaktan bahseder. Galiba kötü insanlar demode ve mutsuzdur, aksi düşünülemez.


Sessiz Bir Salonda


Kötü insanlar yalnız bırakılmaya mahkumdur. Kimi kötülüklerinin getirisi ile elde ettikleri için bir süre rağbet görüyor olsa da tükendiklerinde ya da kötülüğü herhangi bir kar zarar hesabını alt üst edecek seviyenin de ötesinde ise yalnız kalırlar. Belki de bu durum kötü oluşlarını körükleyip bitip tükenmeyen bir kötülük zinciri oluşturur.



Aynaya Bakarken/Tirad


 Bakıyorum. Daha küçük ve mahalli kötülere... Neyi yanlış yapıyorum. Hangi noktada s*çıp batırıyorum. Kabul görmüş kötülerin yanına beni sokan bir şey var mı? Hangi günahımdan cezam? Kibir; benden size olan, yalnızca başarabilmek istedim. Öfke mi, sizi kırıp üzen? Düşüp kaybolmamak istedim. Haset mi, gözlerimde gördüğünüz? Sadece ve sadece sizden biri olmak istedim. Ya geride kalan günahlar; onlardan biri mi beni cezaların en kötüsüne çarptıran, ölmeyi dahi hak edemediğim bu sersefil hayatta ayaklarınızın altında ezilip, uzaktan taşlanmak mı? Göremiyorum; beni sizden biri olmaktan, insan olmaktan, olamamktan mahrum bırakanı göremiyorum. Görebildiğim, bana bir büyük gelen sıfatlar mı yoksa artık tanıyamadığım, bu etten kıyafetler mi, bu taştan korkuluğun üstüne geçirilip beni sizin önünüze atan? Alın! Alın, hepsi sizin olsun. Bu büyük hayaller karşısında kaybettiğim insanlığıma dönüp bakmam bile. Yalnız istediğim mutlu yarınlar. Bu yeter bana.


İnsanlığımı Yitirirken


Ne tanrı öldü ne de kötüler. Olunan noktadan daha ileri gidebilmek için ise bir yol görebilmek ya da tarif edebilmek pek mümkün görünmüyor. Kötülüğün ne olduğuna dair yapılabilecek tasvirler yapılıyor olsa da bundan kurtulmak ya da “iyi” olmak için  bir yol pek mümkün görülmüyor. Neden olduğuna dair yapılacak fikir yürütmeler de bu işin duygusal yükü altında ezilerek yok oluyor. Tam bir çaresizlik halinin hüküm sürdüğü bu husus için yürütülecek ve yürütülmekte olan tartışmalar da iyi olmanın mümkün olmayışı ya da iyi olmanın yapılması pek mümkün görünmeyen tasviri dolayısı ile epey bir sücek gibi görünüyor. Üstelik kimi kötülerin iyi olduklarına dair güçlü bağlılıkları ve kibirleri, iyi olmanın “çocuksu” bir hayal olduğunu gözler önüne seriyor. Kimilerimiz inatla çabalıyor kimilerimiz insanlığına dair hayaller kuruyor kimileri ise kibirleri ve ahmaklıkları altında boğulup insanlıklarını yitiriyor.


Dönecek Bir Ev Kalmamışken


Kötülük bir yoldan çıkma değildir. Bir hedefinin olmaması ya da ucuz geçkin hedefler edinmek olabilecekken, yolun varlığından hiç haberdar olmamak da olabilir. 


Karanlıkta Süzülen Zombiler


Mahalli kötüler ve yaşadıkları dünya, otobüslerin mola verdiği yerlere çok benzer. Bu tesislerde hiçbir amacı olmaksızın otobüsün mola süresinin sonuna gelmesini bekleyen onlarca siluet görebilirsiniz. İş bu haldeyken mahalli kötülerin de  rüştübedliğini ortaya koyabilmek, bunu mahalli bir üne kavuşturmak için fırsat kolladıklarını çıkarsayabiliriz. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus vardır ki mahalli kötülük denen olgu; her zaman bir kanıta ya da ortaya çıkmaya ihtiyaç duymaz, zira kötülük asgari bir düzeyde var oluşuna devam etmektedir ve siz bu asgari düzeyle baş edebileceginiz bir iyilik halinin altına düşmüş iseniz gelip sizi bulması işten bile değildir.


Bir Şeylere Son Verirken 


Bu çıkarsamalar ve varsayımlar bütünü sıradan ve vasattır. Bu kimi saldırılardan kaçmak için ortaya çıkmış bir savunma refleksi gibi dursa da dürüst bir yapıtsökümden başka bir şey değildir. Bir bankta oturan ve ne istediğini bilmeyen mutsuz bir aylaksanız, hayat sizin üstünde hiçbir sorumluluğunuzun olmadığı bir oyun bahçesi gibidir. Üstelik bunu bir yazıyla duyurmak bedbaht bir küstahlıktır. Bu yapıta gelecek kötü yorumlara bir perdenin ardından bakıp, beni anlayacak insanlar arıyorum demek ise çoçuksu bir umutsuzluk hali olarak yazı ve beraberindeki tanımlamalara bir yenisini eklemektir. Ve evet oturup sizinle yazı hakkında konuşmak, üstelik okunmasına dair olasılıkların gittikçe azaldığı son bölümde bunu yapmak içten bir korkaklıktır. İşte, tanımların birbiri ardı sıra sıralandığı bu noktada bir yenisi daha; edindiğimiz kötülük deneyimleri ve gözlemleri sonucunda ortada olan, kötülüğün yeşerdiği en iyi toprak yalnızlıktır. Pek müstesna okur, tabiri caiz ise yazının çırılçıplak kalıp size kötü bir deneyim sunduğu bu noktada bize en yakışanı bizden tekrar duymadığınız, son ve mütevazi bir elvedadır. HOŞGELDİNİZ!


Herhangi bir ay ’24


Yorumlar


  • TikTok
  • Instagram

Aramıza Katılmak ve Son Gelişmelerden Haberdar Olmak İçin

Edebiyat, Konser, Çizgi roman, Sanat

Aramıza Hoşgeldin!

bottom of page