top of page
logo.png

Cevap Hakkı

Yazarın fotoğrafı: Batuhan Bölüm
Batuhan Bölüm
28 Tem
3 dakikada okunur

Onur (Pride); şeref, haysiyet ve insanın kendine karşı duyduğu özsaygı.


İnsan gerçek manada ne için yaratılmış olursa olsun herkesçe kabul görmüş bir uzlaşıya sahip değildir. Bu uzlaşısızlık sadece varlığın amacı ile de sınırlı kalmayıp hayatın en küçük anlarında dahi kendine yer bulmaktadır. Nedeni için bizim zihnimizde de bir uzlaşı olmadığından olsa gerek sunacak bir şeyimiz yok ancak genel ve pasifist tutum olarak saygı duymayı tercih edeceğiz. Okuyan ve yazan arasında süregelen ve sürmeye devam edecek olan bir başka uzlaşısızlık olan anlardan da bize ait olanı, sizinle yazanın en müreffeh olduğu an olmasının mağrur gururu ile paylaşacağız.

“Onurlu olmak saçmadır, onur için verilen tavizler dolayısı ile onursuzluk özgürlüktür, onur kaygısı prangadır, onur muhafazakarlıktır, gökkuşağına bakan biri onura dair muhafazakarlığı nedeni ile yedi rengi görür ancak buna sahip olmayanlar başka tonları da görür, bir çocuk tecavüzcüsü yaptığı şeyi onurlu görüyorsa bu mücadele yine de verilmeli midir?”

Yukarıda belirtilenler kimi metaforik kimi birtakım tespitler kimi de bazı önermelerden oluşan bütün bu yorumlar “Cehennem başkalarıdır.”a dair bir eleştiri ve mücadelenin özü isimli yazıya gelen eleştirilerdir. Görülebileceği üzere neredeyse tümü -biri hariç- onurun kısıtlayıcılığı üzerine. Eleştirilerin böyle oluşuna dair bir niyeye parmakla gösterebileceğimiz bir nedenimiz olmasa da tahmin ediyoruz ki başta da belirttiğimiz uzlaşısızlık kendine yine ve yeniden bir sahne bulmuş. Pek tabii insan hayatı hiçbir uzlaşıya ihtiyaç duymadan istediği gibi yaşayabilmeli ancak varlığı ile bu kadar sorun olan onurun, yokluğu ile ilgili belirteceklerimizi de dinlemek için de bir engel teşkil etmemeli.

Kendine saygı duymayan -onursuz- insan ızdırap içindedir. Hayatın beyhudeliği karşısında yaşayacak bir neden bulamadığı gibi iletişimin tarafı olmayı kendine hak görmediği için iyi olana dair uzatılan tüm elleri görmeyecektir. Bu iletişimsizlik büyüyecek, kişi toplumdan soyutlanacak sosyal bir hayvan oluşu gibi temel bir hususta dahi var olamayacak, içinde hapsolduğu bir cehenneme bile asla sahip olamayacaktır- sağlıklı bir iletişimde olmayan ve/veya içinden kaçılmaya çalışılmayan yani onurlu bir mücadelenin verilmediği bir cehennem tezahürü de bu noktayı işaret edecektir. Pek tabii onursuz insan toplumdan bu denli dışlandığı ve kendi ızdırabında debelendiği bir bataklığa hapsolacaktır.

Bütün bunlar olurken talihsiz onur gerçek manasını dil mefhumunun sosyal yükü altında un ufak olup gitmesine seyirci kalacaktır ki bunu varlığın kökeninde var olmayan bir kavram olmasına rağmen yaşayacaktır. Neticede Adem ve Havva ilk günahı işlediklerinde günahlarına dair birbirlerini suçlayacak ve eylemlerinin neticesini üstlenmek istemeyecek bırakın üstlenmeyi kendini görmemek için kıvranacaklardır. Kaldı ki onursuzluk bu denli köktenci ve insan olmayan bir tutumken biri olarak var olmak onur ancak Habil'in kardeşinin onu öldürme isteğine özsaygısını koruyarak bir hiç için bir suçu işlemeyecek olmasına dair beyanı ile cisim kazanıp bir tercih olacaktır. Yine belirteceğiz ki uzlaşısızlık her alanda ve her yerdedir bu nedenle biz teslimiyeti onur bağlamında değerlendirmemeyi ya da bu denli bir teslimiyeti tartışmayı bu yazının bağlamında ele almamayı tercih edeceğiz. Nazarı dikkate celp edersek; ilk gün olduğu gibi bugün de ilk fırsatta başkalarını suçlamak, kendinde maraz bulmamak hayatın pek çok anında görmekten uzak kalamayacağımız bir husustur. Neyin kıymetli olduğuna dair suyun hep ve epey bir bulanık olduğu varoluşumuzda elimizde olan tek şeyle küskün olmamak ya da her şeyiyle beni kabul ediyor olmak ne muhafazakarlık ne tutuculuk ne de prangadır. Asıl pranga inanıyoruz ki hep başkasını suçlamak hep başkasında kendini aramak, hiçbir zaman günahıyla sevabıyla beni kucaklamamaktır. Bu karşı çıkılması, uzlaşılmaması ve razı gelinmemesi gereken bir husustur ki biz bu yazıyı yazan olarak başkaldırının bir başkası olarak onurlu olmayı öneriyoruz.

Yazının son noktasını istisnai tek eleştiriye ayıracağız. Uzlaşı var olmalı bilmesek bile hayat pratiği sürdürülebilsin diye kendini tartışmaya kapatan konularda ısrarcı olmuyoruz. Yaygın olarak sahip olunan insani yetilere sahip olmayan ve/veya henüz sahip olmayan insanlar için bazı girişimler apaçık ve tartışmasız bir biçimde suçtur. Nitekim de suç niteliği taşıyor oluşu sağduyu sahibi bizim gibi pek çok insan için asla tartışılmayacaktır. Artırıyoruz ki işledikleri bu suçu akıl hastalığı ya da zaaf görüp geri kalan bütün noktaları ile hayatlarını normal -neyse artık o- bir biçimde sürdürmek istemeleri onursuzluk dahi değil insanın var oluşuna hakarettir. İnsan tüm badirelere benliği ile karşı koymalı en azından çabalamalı iken sahip olmadıkları dolayısı ile bunu yapamayacak birine dair herhangi bir girişim aşağılıklıktır. Üstelik bunu günah ya da mitik bir anlatı ile retorik bir hale getirip tartışmaya çalışmanın da bizce ondan olmaktan bir farkı yoktur. Öyle ki Tanrı savunmasız olanlarımızı kaderleri için biçilmek üzere en aşağılık olanın insafına bırakmış iken mücadelenin onurlu olanı bu kadere başkaldırıdır.

Yorumlar


  • TikTok
  • Instagram

Aramıza Katılmak ve Son Gelişmelerden Haberdar Olmak İçin

Edebiyat, Konser, Çizgi roman, Sanat

Aramıza Hoşgeldin!

bottom of page