Otuzunda

Yağmurlu bir eylül akşamında,
Son gününde,
Beş aşağı üç yukarı otuzumda,
Bir hayalet gördüm.
Yağmurun sicim gibi göz pınarlarımdan akıp istiklali, istikbali sele boğduğu,
O eylül akşamında,
Bir damla bile ıslanmamış bir hayalet gördüm.
Öldüm sandım ilkin,
Ama ve fakat otuzunda, otuzumda,
Hala ölmediğini gördüm.
Fevkalade mutlu, ıslak paçalarımla,
Annemden azar yediğimi gördüm.
O yağmurlu akşam üstünde,
Hiç otuzumda göstermediğini düşünürken,
Yaşamak kolay değil.
İkimiz de birbirimizi görmeyi hiç beklemiyorduk.
O otuzumda, bense paçalarım ıslak,
On yıllar evvelinden tanıdık bir hisle
Ve fevkalade bir şaşkınlıkla
Göz göze gelememeyi hiç beklemiyordum.
Hiç değişmemişim.
Islak paçalarım ve dolu gözlerimle
Ve buraya ait olmayan o nostaljimle
Sen çok değişmişsin.
Umutlar ve hayallerle dolu bir evde,
Olağanca hayal kırıklığınla,
Otuzunda, seni görmeyi hiç beklememiştim.
Onca günahkar ve kötü arasında,
Yağmurlu bir akşamüstü,
Hiç değişmemiş güzelliğinle,
İstiklal'de bir saatçinin camında,
En sevdiğim halinle,
Beni görmeyi hiç beklememiştim.
Dedim ya, yaşamak kolay değil!
Bb Eylül'26



